27 Temmuz 2016 Çarşamba

Antep Kalesine Doğru Çıkarken



                  Bu seneki hikayemiz Antalya Çıralı'dan başlıyor ancak çocuklara söz verdiğim için bugün sadece onlar için yazıp,fotoğraflarını paylaşacağım....


                 Antep'de ikinci günümüzdü... Meşhur tatlıcı Koçak bugün de kapalıydı...İmam Çağdaş'da aynen öyle... Yani sonuçta aç kalmadık tabii ama odaklandığımız restoranlar kapalıydı....Fıstık mıstık falan almış,kaleye doğru yürürken bir gurup çocuk bana bakınca 'isterseniz sizi de çekebilirim' demiş,tuhaf bir mutluluk duymuştum......Teklifim çok hoşlarına gitti...Başladık çekimlere....Ayrılırken blogumun adresini verdim...İsteseniz oradan bakabilirsiniz dedim...Ve ayrıldım... Kısa süreli çekimimiz ve sohbetimiz olmasına rağmen ben onları çok sevdim... Gözlerindeki mutluluğu hissettim....İnşallah yazdığı peçeteleri kaybetmemişlerdir...Biraz geciktim , biliyorum....Elim gitmedi yazmaya....Bu aralar daha bi sulu göz oldum....Anlamıyorum...Pes diyorum...Aslında içimden daha farklı şeyler de söylüyorum...Nedir derdiniz yaa....Üfff...Yazsam sayfalar alır...Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum:(İlerleyen yayınlarda detaylara gireceğim elbet...Şimdilik Antep'deki kuzucuklara kocaman sevgilerimi yolluyorum....Bir de Nazım'dan bir şiir...


BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN 
  


Analardır adam eden adamı 

aydınlıklardır önümüzde gider. 
Sizi de bir ana doğurmadı mı? 
Analara kıymayın efendiler. 
          Bulutlar adam öldürmesin.



Koşuyor altı yaşında bir oğlan, 

uçurtması geçiyor ağaçlardan, 
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. 
Çocuklara kıymayın efendiler. 
          Bulutlar adam öldürmesin.



Gelinler aynada saçını tarar, 

aynanın içinde birini arar. 
Elbet böyle sizi de aradılar. 
Gelinlere kıymayın efendiler. 
          Bulutlar adam öldürmesin.



İhtiyarlıkta aklına insanın, 

tatlı anıları gelmeli yalnız. 
Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, 
efendiler, siz de ihtiyarsınız. 
          Bulutlar adam öldürmesin. 






















11 Haziran 2016 Cumartesi

Bu Sene Kayak Yapmaya Doyamadık:)))



             '  Üfff kayak için harika bir yıldı ' demeyi çok isterdim :))) Ama diyemiyorum...İki defa şansımızı denedik...İkisinde de kayamadan döndük...Şimdi ilk Bursa maceramızla başlayayım...


                İyi derecede kaymayı bilen arkadaşlarla Bursa'da buluşmaya karar verdik..Onlar İstanbul'dan geleceklerdi...Biz bir gün önceden gittik...Duru gene hasta olduğu için iptal ettirmeye çalıştım ama ailenin diğer üyeleride, otelde bu durumu istemedi..Mecburen onu babaannesiyle bırakmak zorunda kaldık..Neyse işte yerleştik falan...sonrasında akşam yemek için dışarı çıkalım dedik...Vayy arkadaş navigasyon bu kadar mı yanlış gösterir..Abartmıyorum bir saatten fazla yer aradık...Neyse işte zaten yorgunduk bir balıkçı bulduk..Yemeğimizi yedik...Hesap geldiğinde 18 lira kızarmış ekmeğe para verdiğimizi görünce şaşırarak ve kızarak otele döndük...:))) Sabah erkenden kalktık...Hafif hafif kar yağıyordu...Hava öyle güzeldi kii anlatamammm....Teleferikde arkadaşlarla buluştuk ve kişi başı 30 liraya yukarı çıktık..Fiyatı söylüyorum çünki kalabalıksanız arabayla çıkmak hem fiyat olarak hem konfor açısından daha iyi...Herşey güzel başlamıştı ancak yaklaşık 20 dakika sonra ben yukarının hiç de istediğim gibi olmayacağını anladım...Ayaklarım dağa çıkmadan donmaya başladıııııı....Arkadaşlar çift termal çorap giymem gerektiğini söyleyince , iner inmez bir çorap daha aldım kendime ama nasıl rüzgar var karla birlikte anlatamam....Eywah dedimmm...Ben dayanamammm:))) Neyse kişi başı 30 liraya da kayakları kiraladık...Ha birde pisti kullanmak için 90 lira verdik...Artık hesapla yaniii:))) İlk heves çıktık tepeye...Ben tabii tedbirli bir kişilik  olduğumdan,kimse bana çarpmasın ve bende kimseye çarpmıyayım diye yavaş yavaş ve uzaktan başladım kaymaya...Ama işler düşündüğün gibi olmuyor..Adamın biri bağıra bağıra geldi üstümeee..Ben bir köşede , adam bir köşede...Çok üzüldü belli kiii 'kusura bakmayın,acemiyim,kendim bile kalkamıyorum,size yardım edemiyeceğim' Haydaaa bende kayak örtmeni diilim ki yaaa...Acemi-2...Neyse uğraşa uğraşa kalktım ve daha kenarlardan başladım aşağıya inmeye...Adama da birileri yardım etti...İnerken el parmaklarımın üşümeye başladığını hissettim...Acayip üşüdüm yaaa...Benim kız hiç bana mısın demedi...Kaç kere indi çıktı...ama benim için olay bitti...Size iyi kaymalar diyip kendimi bir çorbacıya attımm...15 liraya uyduruk çorba içitm...Demem o ki,yanınıza sıcak su alın,birde poşet çorba... ondan iyidir:)  Walla ben oturdum,başka bir yere geçtim falan...Yani milleti gözlemledim...Ayyy çok sıkıldımmm:))) Saat 4'ü geçerken inelim artık dedik ve bindik teleferiğe...Ben donma tehlikesi geçirdim yemin ederim...Hava çok soğuk ve buz gibi teleferiğin demirleri iyice üşüttü...Allah'tan çift banyo vardı odada da,ben sıcak suyun içinden tam yarımsaat çıkmadım....Anca kendime geldim...:))) Birinci hata hava durumuna bakmadan dağa çıktık...Uludağ'ın telefon uygulaması bile var..Bütün pistler canlı olarak gösteriliyor...Ona göre giyineceksin...Ben biraz ince giyinmiştim..Haaa o soğuğa ben ne kadar kalın giyinsem de üşürüm..O ayrı da...:))İnce derken,, aslında baya da iyi giyinmiştim ama...İşte öyle bişeyler...Neyse ertesi gün arabayla çıkmaya karar verdik....O güzel manzaranın tarifi yok elbette...Arkadaşımız bizden önce gitmişti ve o bile kaymanın pek mümkün olmadığını söyleyince çıktığımız gibi indik ve soluğu Mudanya'da aldık...Küçük bir balıkçı da enfes balık ve kalamar yedikten sonra otele döndük...Yapılacak en güzel şey otelin Bursa manzaralı hauzunda vakit geçirmekti...Biraz spa falann...Neyse işte görevliye sorduk nerde buranın spa sı diye...Eşime söylemiş ancak adam biraz tutuk bir kişi olduğu için biz Aslı ile erkekler soyunma odasından geçerek spa'ya girdik...İçeride bir adam vardı..Bana olay pek manıklı gelmediğinden 'çabuk çıkalım buradan çocuğum..Kimse görmesin bizi' diyerek bayan soyunma odasına geçtik..Anladım ki Bayanlar ve Erkekler soyunma odalarından geçiş varmış...Neyse işte kimse görmeden kaçmış olduk ve Spa salonuna girdik...Baktım bir adam uzanıyo...Yabancı belli ki..Sesimi yükselterek 'Excuse me, this room is for ladies...Do you know that' Adam yüzünü çevirdi ve ben o an anladım ki, biraz önce yanlış girdiğimi sandığım yerdeki adam:)))) hahahahaaaa Adam bana'no english' diyince  'ohh beee' dedim ve el işaretiyle 'no problem..go on' dedim   hahahaaa...Meğer aynı yere çıkıyomuşşş..Spa salonunu beğenmedim...En güzel spa Sapanca'da Richmond 'da ...Bilginize...Ama havuz manzarası 10 numara...Müşteri potansiyeli genelde araplar olduğundan, havuzu kullanan da yok...Sanki bize tahsis edilmiş gibiydi..mis miss...Ertesi gün biraz Bursa gezisi yaptıktan sonra yola çıktık..Pazartesileri müzelerin kapalı olduğunu unuttuğumuzdan Hacivat-Karagöz müzesini gezemedik...Neyse çarşıya indik..ben Hacivat-Karagöz kuklası aradım...Yok yok yok...Bir iki tane uyduruk gölge oyunu için hazırlanmış bişeyler var o kadar..Çok kızdım tabii..Salak uzun burunlu pinokyo bile heryerde var da ,bi Hacivatı yapamamışlar...Sonra internette arattım acba var mıdır diye..internette de yok...daha evvel bir kadının röportajını okumuştum..Kukla ustası..Enfes kuklalar yapıyor..Fotografı yolluyosunuz ,size kulanızı yapıp yolluyor..Fiyatlar 800 lira civarında olunca kalsın dedim tabii:))) Ben çektiğim fotografların bir köşesinde kuklamı koyayım istemiştim....70cm civarında ki bi kuklayı da her daim yanımda taşıyamam..Taşırsam kukla,kuklalıktan çıkacak malum...ama özel bir hediye olarak düşünülebilir...Evin bir köşesine as mesela:)) Ne megoloman...Hahahahaaa...
             Bursa hikayesi böyle sevgili okurlar...Gelsin fotolar...Sonrasında da Karkalkaya hüznü....:))























               Geçen sene 14 Şubatta Kartalkaya'da idik...Hava nasıldı biliyo musunuz??? Rüya gibi...Hafiften kar yağıyor ve hava 1 derece civarı...Hiç içeri girmeden akşamı etmiştik...Ama bu gidişimizde yollarda kar bile yoktu..Ağaçlar yeşil-sarı arası...Kayak anlamında çok verimsizdi.. Geriye çok sevdiğim dostumla beraber geçirdiğimiz hoş saatler , her zaman gittiğimiz butik otelde yaptığımız leziz kahvaltı ve umduğunu  Kartalkaya'da da bulamayan ekibin kendini Gölcük'te tüm soğuğa ragmen mangal yapması ile biten hikayenin is kokuluhatıraları kaldı:)))





           

Mudurnu Gezisi

                       Eşimin iş  yeriden edindiğim arkadaşlarla Mudurnu gezisi planı yapılmış...Bir grup İstanbul'dan gelecekmiş...Kalacağımız mekanı onlar ayarlamış...Gelen arkadaşlar orada bir iki gün kalıp , sabahları sessiz ve sakin bir ortamda yoga yaparak geçiriyorlarmış...Bizim yogadan haberimiz yok tabiii..Yolda , kahvaltı yapmak için durduğumuz bir yerde öğrendim....'Hımmm ' dedimm...Olabilirde.Pek sıcak bakmasam da...Bi değişiklik olur...Bana da yazacak yazı kalır:)))  Neyse işte...Ben o yeşillikler arasında, otantik yerlerde kahvaltı yapmayı çok seviyorum...O kısım muhteşemdi...Bir süre daha gittikten sonra Mudurnu'ya vardık...Kaldığımız yere geldik...Ayyy jediler köpekler,ahşao bina falan...Aynı bizim köy:)) Hahahaaa...Gülüyorum..Çünki sahipleri (Çok tatlı insanlardı) Biz sizlere otantik tatil sunmak için evin yapısında değişiklik yapmadık falan diye anlatmaya başladı...Bende döndüm ve 'Ben çok iyi bilirim,Beypzarlıyız biz..Orada ki evlerde böyledir..Dolapların içinde banyolar vardır':))) Neyse ite,otantik,nostaljik,sevimli,sıcak...Herşey iyi de,tuvalet banyo ortak..Tam bir ev yani:)))Biz 6 aileyiz yaw:))) O adar can ciğer samimi de değiliz..Yani....Hahahaaa...O kısım biraz gerdi başta da...Ne yapcann...Banyoda yapmadı kimse:)) hahahaaa....Neyse işte biraz dinlendik falan....(Otel fotoları da var ama dosyalardan aramak zor geldi:) )  Derken Abant mı?Sünnet Gölü mü?  Tartışması oldu..Tabii ki ikisi de:)) Ama arkdan neyapcan Abant'ta diyen bir ses duyunca,benim kafada binlerce güzel düşünceler belirmeye başladı...Çıkıntılık yapmak istemedim tabiii..En kötüsü dönüşte uğarız diye düşündüm ve nitekim de öyle oldu...Sünnet Gölü benim açımdan da güzel bir tercihti...duru ile gezmek biraz zor oluyor tabii.Yoruluyor falan...Ama turladık öyle böyle işte:)) Samimi ve içten insanlarla beraber olmak ruhu dinlendiriyor....Ben o grubu çok seviyorum.....Her yere  gidilir onlarla....Neyse işte...Biraz İstanbul grubu garipti:)) İnşallah bir şekilde bloguma denk gelmezler:)) Hahahahaaaa....Ankara ekibi iyi iyi..:)) Benim blog konusunda yayılmak,izlenme rekorları kırmak gibi bir düşüncem yok..Sosyal medya hesaplarımı da kimseyle paylaşmıyorum...Ben yazarken rahatlıyorum...Çok kişinin okuduğunu hissedersem içimi dökemem:))))O sebepten ben böyle gayet iyiyim:))Şimdi oradan 3 aile geldi..İkisi yoga yapanlar..O kalabalıkta yapamadılar tabiii..Eşleri azcuk kaprisli tiplerdi...Soğuk nevale..Iyyy...Diğerinin eşi yeni makina almış,fotografçılık kursuna gidiyomuş..Ayy akşam yemekte fotomuzu çekecek...Yemin ederim yarım saat uğraştı...En son dayanamadım 'yaw otomatiğe alıver gözünü severim' diye espriyle karışık lafı gönderdim:))))Ayy bi anatıyo bi anlatıyo...Döndün eşime 'Özlem'de anlar fotografçlıktan' de çabuk yoksa dayanamıycam çenesine....hahahahaa...Bende mi böyleydim acaba yaww...Çok gıcıkmışım eğer yaptıysam...Sanmıyorum ama....Bazıları içtiği suyu bile bi anlatır bi anlatır....Hahahaaaa...Baktım iş bana düştü...Açtım fotograflarımı gösterdim...Konuyu da kapattırdım:)))

                   Ayyy öyle işte....Abant mevzusu geçince 'Ne demek Abant'ta ne yapacan..Abant'a da gidecem, ormanda yürüyüş de yapacam..Hatta ormanda kötü kalpli kurtla karşılaşıp 'Nereye gidiyosun Sihirlikareler' dediğinde 'Ormanın öbür tarafında sevmediğim,taktir etmediğim ama kibarlık olsun diye yapmacık davranışlar sergilemek istediğim ama diğer insanlar gibi bunu bir türlü başaramadığım kişiler var...Onlara kestane götüreceğim deyip otelime geri döneceğim....Diye içimden geçirdim.....Hahahaaa anladınız siz mevzuyu:))))

                                                                                                                                      Sevgiler....